ZEHRA'NIN DÜNYASI

Her derde deva kış sebzeleri

21/11/2009 · Kategori: saglik

Enfeksiyon hastalıklarına daha çok yakalandığımız kış aylarında vitamin ihtiyacımız daha çok artar. Zengin vitamin ve mineral kaynağı olan kış sebzeleri de, bağışıklık sistemimizi güçlendirip, bizi hastalıklara karşı korur.

 

 

Havaların giderek soğuduğu, mevsimin kışa döndüğü bugünlerde, tezgahlar kış sebzeleriyle doldu. Birbirinden farklı özellikleriyle ıspanaktan lahanaya, havuçtan kerevize, karnabahardan pırasaya pek çok kış sebzesi çoktan sofralarımızdaki yerini almaya başladı.

 

Aslında her mevsim insanlar için. Her mevsimin yetiştirdiği sebze ve meyveler, biz insanların sağlığını belirliyor. Yeter ki bunu görelim ve sadece mevsimin meyve ve sebzeleriyle beslenelim! Yaz mevsiminde yaz sebze ve meyvelerini, kış aylarında ise kış sebze ve meyveleriyle beslenerek, bağışıklık sistemimizi güçlendirip, hastalıklardan korunalım.

 

Kış aylarının en büyük özelliği, enfeksiyon hastalıklarının daha çok artması ve havanın soğuk olması nedeniyle kapalı mekanları tercih ettiğimiz için bu hastalıkları daha çok bulaştırmamızdır. Bu nedenle metabolizmamızın vitamin ihtiyacı kış aylarında daha çok artar. Kış sebze ve meyveleri de sanki bunu biliyormuşçasına daha çok vitamin ve mineral içerir.

 

Kış sebzelerinde bulunan vitamin, antioksidan ve izoflofonlar hastalıklara karşı metabolizmanın güçlenmesini sağlar. Bağışıklık sisteminde etkili en önemli vitaminlerden birisi C vitaminidir. Kış sebzelerinde yoğun olarak bulunan C vitamini, suda eriyen ve vücutta depolanmayan bir vitamin olarak düzenli alınmalıdır. Özellikle yoğun egzersiz yapanlarla, sigara içenler, hastalıklara yakalanmamak için daha çok C vitamini tüketmelidir. C vitamini eksikliği ayrıca; diş etlerinde kanama, yorgunluk ve halsizlik oluşturur. En iyi C vitamini kaynakları: turunçgiller, kivi, kuşburnu, biber ve yeşil yapraklı sebzelerdir.

 

 

Kış sebzeleri zengin posa içerir

Kış sebze ve meyveleri posa açısından oldukça zengindir. Posa vücuttan zararlı maddelerin kolayca atılmasını sağlar. Zararlı maddelerin bağırsak çeperine temasını engelleyen posa, bu özelliğiyle kansere karşı da koruyucudur. Ayrıca diyabet hastalarında kan şekerini dengeleyen, midede suyla birlikte hacim oluşturduğu için acıktırmayı geciktiren posa, kilo kontrolünde de son derece önemlidir. Posanın bir başka faydası da, kan yağlarının yükselmesini önleyip, kişiyi kalp hastalıklarına karşı korumasıdır.

 

Hangi sebze, ne işe yarar?

Brokoli: Vitamin ve mineral deposu olan brokoli, kalsiyum açısından zengin, lif oranı yüksek, C vitamini deposu olup, kansere karşı koruyucu etkisi yüksek bir sebzedir.

 

Kereviz: Antioksidan olup, sindirim sistemini rahatlatıcı bir etkiye sahiptir. Kerevize özel kokusunu veren fitalid adlı madde, kandaki stres hormonunu azaltır, böylece hem damarların gevşemesini sağlar, hem de kolesterolü düşürür.

 

Lahana: En iyi toksin atıcılardan birisi olan beyaz lahana, içerdiği antioksidanlar sayesinde bağırsak kanserine karşı koruyucu bir özelliğe sahiptir. Düşük kalorili, A, B ve C vitaminleri açısından zengin, bol posa içeren lahananın ayrıca tohumları da idrar söktürmeye yardımcı olur.

 

Karnabahar: Karnabahar hem enfeksiyonlara karşı etkin, hem de antibakteriyel birçok madde içerir. Özellikle kronikleşmiş idrar yolları enfeksiyonlarında bilinen en iyi sebzedir. İçerdiği bol miktardaki fosfor, osteoporozu önleyici ve kemik oluşumunu destekleyici bir etkiye sahiptir.

 

Pırasa: Potasyum, kalsiyum, demir ve fosfor bakımından oldukça zengin olan pırasa, C, B1, B2 ve A vitamini içeriği yüksek bir sebzedir. Böbrek taşlarının oluşumunu engelleyici maddelere sahip olan pırasa, içerdiği posa sayesinde kabızlıkta da kullanılır.

 

Ispanak: A ve C vitaminleri açısından zengin olan ıspanak, çok değerli bir besindir. Mide, karaciğer ve pankreas salgılarını uyarır. Ispanakta demir dışında, magnezyum, fosfor, iyot, potasyum ve sodyum bulunur.

 

Havuç: A vitaminin ön maddesi olan karotenleri içerir. Bu maddelerin aktif hale geçmesi için, havuç salatasının mutlaka zeytinyağı ile tüketilmesi gerekir.

 

 

4 mevsim sağlık

Yukarıda sayılan sebzelerin yanında, bazı sebzeler de 4 mevsim sofralarımızda yer alır. Hemen her bölge ve farklı iklim koşullarında yetişen bu sebze ve meyveler, 4 mevsim boyunca sağlığımızı korur.

 

Sarımsak: Yüksek tansiyon riskini azaltır. İyi bir antioksidan olan sarımsak, bağışıklık sistemini de güçlendirir.

 

Maydanoz: Çok iyi bir C vitamini deposudur. Bununla birlikte maydanozun faydaları saymakla bitmez. Örneğin kanda iyi bir demir deposudur, böbrekleri temizler, kan şekerini düzenler ve doğal bir östrojen kaynağıdır. Aynı zamanda antioksidan özelliği taşıyan maydanoz, kansere karşı da koruyucudur.

 

Kırmızı biber: Karotenoidler, flavonoidler, esans yağları ve bol C vitamini içeren kırmızı biber, yüksek tansiyonu ve kolesterolü düşürür.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : sebze,..

HEDEFİNİZ NASIL BİR LİSE VE SBS TERCİH LİSTESİ

21/11/2009 · Kategori: ONEMLI


HEDEFİNİZ NASIL BİR LİSE VE SBS TERCİH LİSTESİ

Seviye Belirleme Sınavı’ndan (SBS) sonra gerek öğrenciler gerekse veliler lise arayışına girecek. Peki, iyi bir lise seçmek için nelere dikkat etmeli? Okul, dershane, özel ders, deneme sınavı derken bir eğitim – öğretim yılı ve sınavlar geride kalıyor. Bu aşamada gözler birçok öğrenci ve veli tarafından Seviye Belirleme Sınavı’na ve sonuçlarına çevrildi. Bunun yanında özellikle 8. sınıf öğrencileri nasıl bir lisede okumak istediğini hedefliyor. Peki, lise seçerken nelere dikkat etmeli?

Öğrencilerin ‘nasıl bir lise’ hedeflemesi gerektiği konusunda şu önerilerimiz olacak:

İlk önemli karar lise seçimi
Yönelimlerin ve enerjinin en yoğun olduğu dönem yani ergenlik döneminde kolay değildir hayata dair kararlar almak ve bunları uygulamaya koymak. Bu dönemde gencin vermesi gereken ilk önemli karar, lise seçimidir. Okul seçimi, heyecan verici olduğu gibi bir o kadar da zorlayıcı bir süreçtir. Sadece genç için değil; aynı zamanda anne ve babalar için de oldukça karmaşık bir dönemdir. Çevreden, basından, eğitimcilerden aldıkları bilgilerle lise seçimi yapmaya çalışırlar. En doğru seçimi yapma baskısı her geçen gün daha da büyür. Ülkemizdeki lise türünün fazlalığı göz önünde bulundurulduğunda doğru seçimi yapmak sanıldığı kadar kolay değildir.

Kişinin bu liseler arasından hangisinin kendisine uygun olduğunu gerçekçi kriterler doğrultusunda belirlemesi gerekir. Öğrencinin liseye, okul türlerinden birine devam etmek istemesi, bir sınav sonucuna ya da okul başarısına bağlıdır.

Ortaöğretim kurumlarına öğrenci alımı dört şekilde gerçekleşmektedir:

1- Merkezi Sınav ? Seviye Belirleme Sınavı (SBS)
Anadolu Liseleri
Fen Liseleri
Sosyal Bilimler Liseleri
Anadolu Öğretmen Liseleri
Anadolu Teknik Liseleri – Anadolu Meslek Liseleri
Anadolu İmam – Hatip Liseleri
Anadolu Sağlık ve Sağlık Meslek Liseleri
Adalet Meslek Liseleri
Anadolu Tarım ve Tarım Meslek Liseleri
Anadolu Tapu ve Kadastro Meslek Liseleri

2- Yazılı Sınav, Mülâkat ve Yetenek Sınavı
Askeri Liseler
Polis Koleji
Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri
Anadolu Teknik ve Anadolu Meslek Lisesi Denizcilik Bölümleri
Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liseleri

3- İlköğretim Diploma Notu
Endüstri Meslek Liseleri
Kız Meslek Liseleri

4- Normal Kayıt
Genel Liseler

Kendinize bir hedef belirleyin
Öğrenci bu okullardan birine yerleşmek ve okulda başarılı olmak istiyorsa öncelikle kendisine bir hedef belirlemesi gerekir. Hedefin ulaşılabilir, kişinin ilgi ve yeteneklerine uygun, gelecek beklentileri ile örtüşen bir hedef olması çok önemlidir. Ayrıca veli, öğretmen, öğrenci bir araya gelerek, öğrencinin idealleri ve yeteneklerini objektif bir şekilde değerlendirmelidir. İlköğretim aşamasında yapılan gözlemler ışığında, öğrencinin yetenekli olduğu ve ilgi duyduğu alanların belirlenmesi, bir üst eğitim yaşantısında bu alanlarda öğrenim görmesi kendisine birçok avantajlar sağlayacaktır. Gencin hedefini belirlerken kendine bazı sorular sorması da yerinde olacaktır.

* Ben liseyi bitirip bir iş sahibi mi olmak istiyorum; yoksa üniversiteye mi gitmek istiyorum?
* En kısa yoldan meslek sahibi olmak istiyorsam hangi mesleğe uygun bir yapıdayım?
* Eğer üniversiteye gitmek istiyorsam üniversiteden sonra nasıl bir hayat düşünüyorum?

Bunlar temel sorulardır. Bu sorulara yanıt veren öğrenci, meslek liselerini mi, askeri liseleri mi, Anadolu liselerini mi yoksa fen liselerini mi istediğini büyük oranda belirleyecektir. Örneğin; öğretmen olmak isteyen ve bu mesleğe uygun kişilik özellikleri taşıyan öğrencinin, öğretmen lisesine yönelmesi, öğrencinin hem lise başarısının yüksek olmasını hem de üniversiteye girişte ek puan almasını sağlayacaktır. Öğretmen lisesi mezunu olan bu öğrencinin üniversite sınavında istediği eğitim fakültesini kazanması için yapacağı doğru sayısı, Anadolu lisesini bitirmiş bir öğrencinin aynı bölüm için yapacağı soru sayısından daha az olacaktır. Bu durumda da öğretmen lisesi mezunu öğrenci avantajlı durumda olacaktır.

Lise seçimi üniversite tercihlerini etkiliyor
Günümüzde geçerli olan sistemde lise seçimi, üniversite tercihlerini doğrudan etkiliyor. Öğrencinin her şeyden önce seçeceği lisenin eğitim müfredatını, üniversite giriş sınavı sonrası hangi yüksek-öğretim programlarına yönlendirdiğini araştırmalı. Öğrencinin liseden mezun olduğu alana bağlı tercihleri, Ortaöğretim Başarı Puanının (OBP) ağırlığını belirliyor. Aday, alan dışı tercih yaptığında Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) düşük katsayı ile çarpılıyor. Bu da ciddi bir puan kaybına neden olduğu için gencin üniversite hayallerini sıkıntıya sokabiliyor.

Öğrencinin İlköğretim sonrası yapacağı lise tercihi, üniversite okuma durumuna doğrudan etki yaptığı için, lise seçerken ileride istenilen mesleğe yönelik eğitim alabileceği liseyi tercih etmesi büyük önem taşıyor. Diğer taraftan öğrenci, liseden sonra üniversite ile akademik eğitimine devam etmek istemiyor, çalışmak istiyorsa lise tercihini de bu gerçeği göz önünde bulundurarak yapması çok daha sağlıklı olacaktır.

Ülkemizde iş arayan her üç kişiden biri maalesef mesleki yeterliliğe sahip değil. Sanayi, ihtiyaç duyduğu vasıflı insan gücünü bulmakta çok zorlanıyor. Meslek liseleri ise bu konuda önemli bir seçenek oluşturuyor. Lise mezuniyeti sonrası meslek sahibi olmak isteyen kişinin, meslek liselerini tercihleri arasında mutlaka bulundurması gerekir.

Lise sonrası üniversite sınavları ile akademik eğitimine devam edecek olan öğrencilerin lise seçimini yaparken, tercih etmeyi düşündükleri okulların özelliklerini yakından incelemelerinde fayda var.

Lise tercih ederken dikkat edilmesi gereken noktalar;

> Kaliteli eğitim verilmesi.
> Öğretmen kadrosu nitelikli olmalı.
> Okulun üniversite giriş sınavlarında ve akademik alanlardaki başarısı göz önüne alınmalı.
> Okulun fiziki yapısı.
> Öğrencilerin sosyal özelliklerini geliştirebilecekleri, bağımsız bir birey olmalarına katkı sağlayacak etkinliklere katılabileceği spor alanlarının olması.
> Öğrendiklerini kullanmasını ve pekiştirmesini sağlayacak laboratuvarların okulda yer alması.
> Tercih edilecek okulda, öğrencinin sosyal becerilerinin gelişmesini sağlayacak kulüp çalışmalarının ve eğitsel kol faaliyetleri yapılması.
> Tercihlerde öğrencinin isteği en önemli kriterdir. Gencin girmeyi hedeflediği okula yerleşmesi onun başarısının çok büyük oranda artmasını sağlayacaktır.
> Öğrencinin sosyal ve zihinsel gelişiminde büyük rol oynayan rehberlik servisinin çalışmalarında son derece aktif olmasına dikkat edilmelidir. Bunun için, tercihlerden önce liselerin rehberlik servisleri, öğrenci velileri tarafından ziyaret edilerek lise ve rehberlik servisi hakkında bilgi edinilebilir.
> Genellikle pek düşünülmeyen; ama kesinlikle üzerinde durulması gereken bir diğer husus da okulun, öğrencinin evine olan uzaklığıdır. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan öğrencilerin yolda kaybettikleri zaman inanılmaz derecede çoktur. Gerek zaman kaybını, gerekse yol yorgunluğunu en aza indirgemek için yapılması gereken şey mümkün olduğunca eve yakın bir lisenin tercih edilmesidir.
> Lise eğitimi öğrenciler için birçok konuda yeni bir başlangıç olacaktır. Yeni bir çevrenin, yeni bir eğitim yaşamının ve geleceğin en önemli seçimlerinden biri olacaktır. Bu nedenle tercih yaparken veliler ve öğrenciler çok dikkatli olmalı ve geleceklerini şekillendirecek en önemli kararlardan birini verdiklerini unutmamalıdırlar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : SBS,TERCİH

TEKERLEMELER

21/11/2009 · Kategori: tekerlemeler

Oyun oynarken ebe seçmek için söylediğimiz, bazı tekerlemeler. 

 

Çoğunu biliyoruz. Ama ben yine de yazmak istedim. İşte en sevdiklerim;


İncilerim döküldü,
Toplayamadım.
Küçük hanım geldi,
Saklayamadım.
Ikırcık mıkırcık,
Kız saçların kıvırcık,
Sana dedim "Sen çık."

 

Biricik, ikicik,
Üçücük, dördücük,
Beşicik, altıcık,
Yedicik, sekizcik,
Dokuzcuk, oncuk,
Mavi boncuk,
Sen gir, çık.

 

İğne iplik,
Derme diplik
Çelik çubuk
Sen çık.

 

Dama çıktım,
Çalı kestim.
Bir alaca yılan gördüm.
Yılan bizim nemiz olur?
Sokaklar da temiz olur.
Al çık,
Balçık,
Sana dedim:
"Sen çık."

 

Çıtpıt,
Mavi Boncuk,
Arap kızı
Sen çık.
Sağ kulağından sarkıttı,
Alla gittim gerisini,
Pulla gittim gerisini,
Çek şunun birisini

 

Ebe ebe nerede,
Su doldurur derede;
Dere boyu çalılık,
Şu ebe ne de alık.
Ebe suya dalamaz,
Arasa da bulamaz.

 

Ava lama tavalama,
Tantan tavalama,
Ev kuşu,
Dev kuşu.
Arslan gelir
Yarıl gürül
Çık da kurtul.

 

İğne battı,
Canımı yaktı.
Tombul kuş
Arabaya koş;
Arabanın tekeri
İstanbul'un şekeri.
Hop hop altın top,
Bundan başka oyun yok.
Allı ballı kiraz,
Bana gel biraz.
Kiraz vakti geçti.
Eşim seni seçti.
Oyunun başı
Şu çeşmeden su taşı.
Çeşmenin suyu acı,
Kovanın dibi delik
Bana geldi ebelik.


 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : TEKERLEME,..

Verimli Ders Çalışma

21/11/2009 · Kategori: dersler

Verimli Ders Çalışma

Verimli çalışmak; zamanınızı hedefleriniz doğrultusunda etkili bir şekilde kullanmaktır. Verimli çalışmak sadece ders çalışmak değildir, verimli çalışmayı öğrenmiş bir kişi oyun oynamaya, faklı faaliyetlere ve arkadaşlarına zaman ayırabilecektir. Başarılı insanlar, hedeflerine belirledikleri bir süre içinde ulaşmış insanlardır diyebiliriz. Başarılı olabilmek için , eğer ders çalışacaksanız derse ilişkin hedefinizi ortaya koyun ve bu hedef için süre belirleyin. Başaracağınıza inanırsanız yolu yarılamışsınız demektir, eğer başaramayacağınızı düşünüyorsanız daha çalışmaya başlamadan kaybettiniz demektir. Kendinize güvenin ve işe koyulun.


Meşhur bir söz var “Sadece oturarak başarıya ulaşan tek yaratık vardır, oda tavuk”


Evet çalışmaya hazır mısınız?
Bu aşamada şunları öğreneceksiniz;
Kendinizi psikolojik olarak hazırlayın;


Hangi dersi, o dersin hangi konusunu ne derece öğrenmeniz gerektiğini düşünün. Çalışacağınız kaynağın ilgili konularına baştan sona göz atın ne kadar sürede bitirebileceğinize karar verin. Konuyu çalışıp tam anlamıyla öğrendiğinizde, sizi bekleyen olumlu durumları hayal edin, “Sınavdan yüksek not alırsam çok mutlu olurum” gibi.


Çalışma esnasında hayallere yada iç konuşmalara daldığınızı hissederseniz bundan vaz geçmeye çalışın. Tekrar hayalinize dalıyorsanız hayalinizi düşünmeye devam edin ve bitirin, aksi takdirde sizi tekrar rahatsız edebilir.


Bu arada verimli çalışmak için bedeninizi de hazırlamalısınız;
Önemli bir dersi çalışacaksanız yada sınavınız varsa yeterince dinlenmiş olmalısınız. Yeterince dinlenmiş olmanız kafi derecede uyumak ve yorucu bedensel faaliyetlerden uzak kalmanıza bağlıdır. Fiziksel yorgunluk ders çalışmanızı olumsuz olarak etkileyecektir, diyelim ki bir futbol maçı yaptınız maçtan sonra ders çalışmaya başlarsanız uykunuz gelecek ve gereğince çalışamayacaksınız. O halde ya maçı erteleyin yada sınavı. Tabi birincisini ertelemek daha kolay. Eğer akşam çalışacaksanız gün içerisindeki 40-50 dakikalık uyku sizi dinlendirecektir. Asla yatarak veya masaya uzanarak çalışmayın çünkü bu duruş uykunuzu getirecektir. Ortamdaki lamba gözünüze direkt gelmemeli onun yerine ışığı arkanıza alacak şekilde oturun.


Çalışma ortamınızı uygun şekilde düzenleyin;
Çevrenizde dikkatinizi dağıtacak nesneleri, poster ve resimleri kaldırın. Televizyonun bulunduğu odada çalışmayın, çünkü ses dikkatinizi dağıtacaktır. Masanızı bir çalışma masası gibi düzenleyin gereksiz şeylerden kurtulun. Çalışma ortamınızı değiştirmemeye özen gösterin çünkü sürekli aynı ortamda çalışmak bir süre sonra şartlı reflekse dönüşür ve çabuk konsantre olmanızı sağlar.
Kendinize bir çalışma programı oluşturun.

 

Çalışma süresi olarak şu formülü kullanmanız uzmanlar tarafından önerilir.
40 dakika çalışma + 5 dakika tekrar + 10 dakika dinlenme
Çalışmanızın kalıcılığını sağlayacak en önemli faktör tekrardır. Tekrar için tavsiye edilen en iyi yöntem; İlk tekrar 40 dakikalık bir öğrenme seansının sonunda yapılmalı ve 10 dakika sürmelidir. Bu tekrar hatırlanan miktarın bir gün daha aynı düzeyde kalmasını sağlar. 2-4 dakika sürecek ikinci tekrar 24 saat sonra yapılmalıdır. Bundan sora bilgi hafızada bir hafta kadar saklanır. Bir hafta sonra yine 2-4 dakika sürecek üçüncü tekrar yapılmalıdır. Dördüncü tekrar; bir ay sonra 2-4 dakikalık bir süreyle yapıldıktan sonra, bilgiler uzun süreli hafızaya geçer, ve son derece kuvvetli bir biçimde yerleştirilmiş olur.


Bunun dışında yatmadan önce çalıştığınız konunun tekrarını yaparsanız öğrendikleriniz büyük ölçüde hafızanıza yerleşir.

 

SAYGILARIMLA

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : DERS,..

SBS TERCİHLERİ YAPARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

21/11/2009 · Kategori: dersler

SBS Tercihleri Yapılırken Nelere Dikkat Edilmelidir.Tercihler de dikkat edilmesi gerekenler:

*Sınav sonuçları posta ile adrese gönderilmeyeceği için öğrenciler, sonuç belgesini okul idaresinden onaylattıktan sonra almaları gerekir.

*Öğrencilerin yaşları 18 yaşından küçük olduğu için tüm sorumluluklar öğrenci velisine ait olacağı unutulmamalıdır.

*Adaylar bir defaya mahsus olmak üzere 12 tercihte bulunabilecekler. İkinci ya da ek yerleştirme de ikinci kez tercih yapılmayacaktır.

*Öğrenci velisi bireysel olarak internet üzerinden tercih yapacağı gibi başvuruda bulunduğu okul müdürlüğünden de doğrudan tercih yapabilecektir. *Öğrenci velisi yapılan tercihleri okul müdürüne onaylatmak zorundadır. Aksi takdirde tercihler geçersiz sayılacaktır.

*Şartları uymayan adayların tercihleri geçersiz sayılacağı için tercih yaparken tercih edeceği okulların şartlarına uyup uymadıklarına kılavuzdan bakılmalı.

*Okullar tercih edilirken okulun bulunduğu yeri, yabancı dili, pansiyon durumu, hazırlığı ve mezuniyetten sonra kazandıracakları göz önünde bulundurmalı.

*Çevrenin yâda anne babanın istedikleri okulları değil de öğrenciler kendi istedikleri okulları tercih etmeli.

*Bu öğrenciler ergenlik döneminde oldukları için tatil ve bayramlarda ulaşım problemi olmayan yerlerin tercih edilmesine dikkat edilmeli.

*Her şeyden önce adayın kişiliğine, seviyesine, yeteneklerine ve idealine uygun olup olmadığına dikkat edilmeli.

*Tercih yaparken puandan daha çok sonuç belgesindeki başarı sırası ve yüzdelik dilimine göre yapılmalı.

*Tercihler karma yapılacaksa mutlaka yüzdelik dilimine dikkat edilmeli. *Tercih edilecek okulların puanları birbirine yakın olmaması, aralarında biraz puan farkının olmasına özen gösterilmeli.


Tercih yapılırken;

—Birinci bölümde adayın puanından yüksek olan idealdeki okullar,
—İkinci bölümde puanına yakın ve yerleşebileceği okullar,
—Son bölümde ise sigorta tercih dediğimiz açıkta kalma şansını azaltacak puanı düşük okullar yazılmalı.



Adaylar 12 tane tercihi yapmak zorunda olmadıkları gibi gitmeyecekleri okullar tercih etmemeli.

Tercihler Rehber Öğretmenin yâda diğer öğretmenlerin gözetiminde yapılmalı.

Her şey gönlünüzce olması dileğiyle…

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : SBS,TERCİH

BARIŞ MANÇO

21/11/2009 · Kategori: sarkilar

ARKADAŞLAR ÇOĞUMUZ O ÖLDÜĞÜNDE DAHA ÇOK KÜÇÜKTÜK. KARDEŞLERİMİZ BELKİ DE KENDİSİNİ TELEVİZYONLARDA HİÇ GÖREMEDİ. AMA ŞARKILARINI HER ZAMAN DUYDUK. SEVEREK DİNLİYORUZ.  BEN ONU VE ŞARKILARINI ÇOK SEVDİM. ANNEM BANA BARIŞ MANÇO YU SEVGİ VE HEYECANLA ANLATTI. TANITTI. ŞARKILARINI DİNLETTİ. ÇOCUKLARA, GENÇLERE , TÜM İNSANLARA, ÜLKESİNE  NE KADAR ÇOK DEĞER VERDİĞİNDEN BAHSETTİ HEP.

 

  ANA SINIFINDA İKEN İLK ÖĞRENDİĞİM ŞARKI ARKADAŞIM EŞŞEK Dİ. BU ARALAR TELEVİZYNDA  SİMDİ HANGİ KANAL OLDUĞUNU HATIRLAMIYORUM. SANIRIM TRT NİN KANALLARINDAN BİRİNDE, KENDİSİNİN ESKİ PROGRAMLARINI GÖRDÜM. SEVEREK SYRETTİM. NE KADAR SEVGİ DOLU, İÇTEN , SEMPATİK VE ÖĞRETİCİ BİR İNSANMIŞ,  DAHA Yİ ANLADIM. KEŞKE KENDİSİ DAHA FAZLA TANIMA İMKANIM OLSAYDI . DÜN , YENİ GENÇ ŞARKICILARDAN BLOGUMA KOYACAK KLİP ARIYOR EKLEMEYE UĞRAŞIYORDUM. ANNEM BABAM NASIL GİDİYOR BLOGUN YİNE GÖMÜLDÜN BİLGİSYARINA DEDİLER. NE YAPTIGIMI  SORDULAR. BEN DE SARKI EKLEMEYE ÇALIŞTIĞIMI SÖYLEDİM. ONLAR DA BANA ÇOCUKLARA DEĞER VEREN , SEVGİ DOLU BARIŞ MANÇO NUN ŞARKILARINA NEDEN YER VERMİYOSUN?  SEN ÇOK SEVİYORDUN YA DEDİLER.

 

 HAKLILAR DA TABİİ YA DEDİM. ÇOCUK VE GENÇLERE YÖNELİK BR SİTEDE BARIŞ MANÇO OLMAZSA OLMAZDI. NİYE BUNU DAHA ÖNCE DÜŞÜNEMEDİM DEDİM KENDİME VE BAZI KLİPLERİNİ BULDUM. GÜLPEMBE ÇOKGÜZEL BİR ŞARKI. HELE MÜZİĞİ İNSANI BÜYÜLÜYOR. SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM. SİZLER DE BARIŞ MANÇO NUN BAŞKA ŞARKI KODLARI VARSA YAZARSANIZ SEVİNİRİM. ARKADAŞLAR YENİŞARKILAR, DA ÇOK GÜZEL GENÇ ŞARKICILARIMIZ ÇOK YETENEKLİ AMA ESKİ ŞARKICILARIMIZI DA LÜTFEN UNUTMAYALIM. HAYDİ GELİN BARIŞ MANÇO YU BİRAZ DAHA YAKINDAN TANIYALIM:

 

 

 

 

 

 

 

02.jpg 

 

BARIŞ MANÇO'NUN HAYATI
Konya ovasında yaşayan Mançozade adlı büyük bir aile, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alması ile birlikte Rumeliye göç etmiş ve Selanik'e yerleşmiştir. Birinci Dünya Savaşına kadar Selanik'de yaşayan Mançozade ailesi, savaşın hayat koşullarını güçleştirmesi nedeniyle tekrar İstanbul'a göç etmiştir. Mançozade'lerden Mehmet Abdi bey İstanbul'da bir konağa yerleşmiş ve arkadaşının kızkardeşi olan Nimet hanımla evlenmiştir. Yıllar sonra Nimet hanım Barış Manço'nun "Gülpembe" şarkısının ilham kaynağı olacaktır. Cumhuriyet devrimlerini yaşayan aile soyadı kanunu ile birlikte Mançozade olan aile adlarını değiştirerek Manço soyadını alırlar. Abdi bey ile Nimet hanımın oğlu Hakkı bey, Rikkat Uyanık ile evlenir. Hakkı bey ile Rikkat hanımın ikinci çocuğu 2 Ocak 1943 yılında doğan Mehmet Barış Manço dur. Barış Manço, Oktay Manço, Savaş Manço ve İnci Manço ile birlikte 4 kardeştiler. 2. Dünya savaşının sonlarında doğan Barış Manço, ailesinin savaşın bitmesine duyduğu özlem nedeniyle "Barış " ismini seçtiklerini söylemektedir. Döneminin Türk Sanat Müziği sanatçısı olan Rikkat hanımla, Hakkı bey Barış 3 yaşındayken ayrılırlar. Babasının yanında büyüyen Barış Manço'nun çocukluğu Kadıköy'de geçmiştir. İlkokulu Gazi Mustafa Kemal ilkokulunda tamamlamış, daha sonra Galatasaray Lisesine devam etmiştir. 10. sınıfdayken babasını kaybeden Barış Manço, Galatasaray Lisesinden ayrılarak Şişli Terakki Lisesine gitmiş ve oradan mezun olmuştur. Aileden gelen yetenekle 2 yaşından itibaren şarkı söylemeye ve Ortaokul 2. sınıf öğrencisiyken de amatör olarak müzikle uğraşmaya başlamıştır. Liseyi bitirince 20 Eylül 1963 yılında önce Parise oradanda Belçikaya ağabeyi Savaş Mançonun yanına gider. Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisinde resim, grafik ve iç mimari okur. Lisede çok başarılı olmayan hatta müzik ve coğrafyadan ikmale kalan Barış Manço, bu okuldan çok iyi derece ile, okul birincisi olarak mezun olmuştur. Galatasaray Lisesinde başlayan müzik hayatı, Belçikada da devam etti. 1970 yıllarında yurda döndüğünde Dağlar, Dağlar şarkısını yaptı. Bu şarkı onun hayatında bir dönüm noktası oldu. Aynı yıllarda görüntüsü değişmekte, müziği ve kıyafetleri ile bir ekol oluşturmaktadır. Barış Manço insan ilişkileri konusunda çok iyidir. Bağlantı kuramayacağı hiçbir canlı yok denebilir. Zaten daha sonraki yıllarda da yaptığı bir röportajında "Kendimi, toplumla diyalog kuran bir iletişim aracı olarak görüyorum" diyecektir. 1971 yılında askerlik yılları başlayacaktır. Askerdeki ilk ayları, hem ani olarak askere alınması, hem de diplomasına rağmen üniversite mezun olmasının tartışılması ve de saçlarının kesilmesi gerektiği nedeniyle çok keyifli başlamadı. Askerliğini Polatlıda Topçu asteğmen olarak yaptı. Askerliğin son ayları ise güzel dostluklar ve askeriyede bir dizi konserlerle üretken bir hale dönüştü. Askerlikten sonra yine bir dönem Belçika günleri araya girmektedir. Barış Manço, sıra dışı kıyafetleri, takıları, enterasan el hareketleri ve şarkılarına çektiği klipler ile bizleri şaşırtmayı sürdürmeye devam eder. Sanatçının görevinin biraz da şaşırtıcı şeyler yapmak olduğuna inanmıştı. Yıllar geçtikçe bu davranış ve biçimlerin onun özgün kişiliği olduğunu daha iyi anlayacaktık. 18 temmuz 1978 yılında Kadıköy evlendirme dairesinde Lale Manço ile evlendi. Bu konuda da topluma örnek olmayı başaran Barış Manço, evliliğinde de İstanbul geleneğini sürdürdü. Bu evliliği, Lale Manço da 1998 yılında yaptığı bir röportajda "Barış içinde 23 yıl" diye tanımlıyor. Evdeki birliktelikleri, iş hayatında da devam eder, Lale Manço, televizyon programlarına yönetmen ve yapımcı olarak imzasını atar. Bu beraberliğe oğulları 19 Mayıs 1981 yılında Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984 yılında Batıkan Zorbey katılır. Dünya çocuklarının Barış abisi, kendi çocuklarıyla da iyi arkadaş olduğunu söylemektedir. Yoğun iş programı çocuklarını ihmal etmesine asla neden olmamıştır. Çocukları için en büyük öğüdü, yaptıkları işin en iyisini severek yapmaları gerektiğidir. Çocukları için tek kaygısının adam gibi adam olsunlar diye dile getiriyor ve hangi meslek olursa, tornacı bile olabilirler ama kendi deyimiyle onlar için "Doğukan usta, öyle bir vida sıkar ki başka türlü sıkar" denmesini arzu ettiğini söylemektedir. Doğu ile batının sentezini yapmıştı. Ona göre, doğunun herşeyi kötü, batının herşeyi iyi doğru bir kavram değildir. Oğullarına da Doğukan ve Batıkan isimlerini koyması doğu ve batının barış içinde olması dileğinden kaynaklanmaktadır. Barış Manço'ya göre Türkiyenin de bulunduğu konumum kesin bir sınırlaması yoktur. Türkiye, doğudan bakıldığı zaman batıda, batıdan bakıldığı zaman da doğudadır. Bu konudaki duygularını ise, Japonya konserinde 20.000 Japon'un Türk bayrağı çıkartıp sallamasından televizyon başındaki 60 milyon insanın gözyaşları içinde izlemesi gibi heyecanlandığını ve gurur duyması ile ifade ediyor. Barış Manço yabancı ülkelerdeki çalışmaları için yaptığı değerlendirmede "Japonlar beni sahiplendiler, milyonlarca Japon konserlerime geliyor, CD'lerimi alıyor, Japonlar bende doğru birşeyler buluyor. Şarkılarımı didik didik inceliyorlar, onlardan konferanslar hazırlayıp televizyon programları yapıyorlar. Türkiyede bunun onda biri yapılmadı. Belçikada ise, onların ülkelerini tanıttığım için Liege Prensliği onur ödülü verdiler. Törene limuzin ve dört eskort ile gittik. Belçikanın en büyük gazetesi birinci sayfada yarım sayfa ayırdılar. Türkiyede 40 yıllık sanat hayatımda baş sayfaya çıkamadım" gibi serzenişte bulundu. Ne yazık ki yıllar sonra baş sayfada bulunma nedenin "ölüm" olması çok hüzünlü idi. Önemli olmaktan çok değerli olmayı tercih ettiğini söyleyen Barış Manço, duygusallığını seçtiği bir yaşam biçimi olduğunu vurgularken, kendi deyimiyle kuzey kutbunu da asla kaybetmediğini de sözlerine ekliyor. Rus romantikleriklerinden, Korsakof, Musolski ve Çaykoski den etkilenerek, evinin dekorasyonunda da romantik çağı, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın başını yansıtan tarzı tercih etmişti. Türkiyedeki en uzun ve başarılı televizyon programlarını yaptı. 200' ün üstünde şarkısı ona 12 altın, platin albüm/kaset ödülü kazandırdı. Şarkılarının bir bölümü Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Flemenkçeye çevrildi. Her ülkede şarkıları çok sevildi. Kongo'daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde "Domates Biber Patlıcan" ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri şarkının evrenselliği hakkında bilgi vermektedir. Bu konuya başka bir örnek de Mısır da yaşanmıştı. Barış Manço, Mısır Televizyonunda canlı yayında Dağlar Dağlar'ı Arapça söylemişti, bu programın sonunda Mısırlılar sokağa döküldüğü gibi, program da defalarca tekrarlanmıştı. En büyük arzusunun ansiklopedilerde yer almak olduğunu söyleyen ve Barış Manço müzesi kurmak isteyen Manço, " 20. yüzyılda yaşamış, o yüzyıla damgasını vurmaya çalışan bir Türküm, 20. yüzyılın Türk Müziğini yapıyorum" demektedir. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi onursal doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya; Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı; Leopold II şövalyesi nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır.

 

116a.jpg 

 

Barış Manço, Türkiye'nin gündemine müzik dünyasından  gelmişti. Şarkıları, kıyafetleri, klipleri, el hareketleri ile enterasan bir kişilikti. Ama özgünlüğü sadece "müzik" ile sınırlı kalmadı. Bir gün televizyona program yapmaya başladı. Onun yaptığı programlarla, çocuklarımızı farkettik, yakınımızdaki yaşlıların ellerini öptük. Mahallemizden başka mahallerin olduğunu, ülkemizden başka ülkelerin olduğunu keşfettik. Programlarını seyrettikçe dünyamızı genişlettik. Barış Manço, 10 yıl boyunca yaptığı televizyon programları ile bizi eğlendiren, eğlendirirken eğiten, eğitirken öğreten başarılı bir televizyon programcısıydı.

 

60a.jpg 



7'DEN 77'YE PROGRAMI

BARIŞ MANÇO 7'DEN 77'YE İLE DÖRT BİNDEN FAZLA ÇOCUĞU ADAM OLACAK ÇOCUK PROGRAMINDA KONUK ETMİŞTİR.

PROGRAM İÇİNDEKİ "İKİNCİ KAVALTI"İLE BİRÇOK YAŞLI KONUĞA YER VERMİŞTİR.
"DÖNENCE"İLE DÜNYA'YI 12 KEZ TURLAMIŞ,"DERE TEPE TÜRKİYE"İLE YURDUMUZUN GÜZELLİKLERİNİ AYAKLARIMIZA KADAR GETİRMİŞTİR.

12 YILDAN FAZLA BİR SÜRE DEVAM EDEN BU PROGRAMI İLE TÜRK TELEVİZYON TARİHİNDE REKOR KIRMIŞTIR.

 

 

BARIŞ MANÇO'NUN BİLİNMEYENLERİ

"...EN ÇOK BAMYA YEMEĞİNİ SEVERMİŞ.EN ÇOK DÖRT KAPI ŞARKISINI SEVERMİŞ.
BESTELERİNİ YERE UZANARAK YAPAR VE EV İŞLERİNDE YARDIMCI OLUR,SALATA,ÇAY,ET SOSU YAPARMIŞ.VAKİT BULUNCADA TOZ ALIRMIŞ.EVDE OTURMAYI SEVER,KEŞKE KELİMESİNİ HİÇ SEVMEZMİŞ.EMEKLE YAPILAN ŞEYLER HOŞUNA GİDERMİŞ.KONSERE ÇIKARKEN SANKİ İLK KEZ ÇIKIYORMUŞ GİBİ GERGİNLEŞİR,ELLERİ SOĞUR VE HEYECANLANIRMIŞ.DÜNYA'YI DOLAŞIRKEN AFRİKA VE KUZEY KUTBU KENDİSİNİ ÇOK ETKİLEMİŞ..."

 

 

BARIŞ MANÇO ŞARKI MİDİLERİ

HEMEN DİNLEMEK İÇİN ŞARKI İSMİNİ
TIKLAMANIZ YETERLİ...

 

TRİP

 

NICK THE CHOPPER

 

CAN BEDENDEN ÇIKMAYINCA

 

HAL HAL

 

İKİNCİ YOLCULUK

 

ANLIYORSUN DEĞİL Mİ?

 

UNUTAMADIM

 

2023

 

DÖNENCE

 

GÜLPEMBE

 

SARI ÇİZMELİ MEHMET AĞA

 

HAYIR

 

BEN BİLİRİM

 

HALİL İBRAHİM SOFRASI

 

KARA SEVDA

 

DAĞLAR DAĞLAR

 

İŞTE HENDEK İŞTE DEVE

 

 

SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIM SEVGİLİ BARIŞ AĞBİ.

SENİ SEVİYORUM. HUZUR İÇİNDE YAT. MEKANIN CENNET OLSUN.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : BARIŞ,MANÇO

NİL KARAİBRAHİMGİL

21/11/2009 · Kategori: sarkilar



SEVİYORUM SEVMİYORUM

Kaç yaprak var bilmiyorum
Ben seni kopardım attım
Kendimi toparlıyorum

Var mı şimdi başka biri ?
Onu bana benzettin mi ?
Ne yaparsan o ben olmaz
Parçaları sana uymaz

Kendimi bunun için mi yorucam ben ?
Kalbimi bunun için mi kırıcam ben ?

Yok ki senin bir yedeğin
Kötü Kedi Şerafettin !
Söyle nasıl kıydın bana ?
Hem canımdın,hem ciğerim

Kendimi bulamıyorum
Geri alamıyorum
Ben her gece rüyalarda
Hep sana hak veriyorum

Kendimi bunun için mi yorucam ben ?
Kalbimi bunun için mi kırıcam ben ?

Yok ki senin bir yedeğin…




 










  

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : NİL,SEVİYORUM SEVMİYORUM

KARADENİZ FIKRALARI

21/11/2009 · Kategori: fikralar

KARADENİZ FIKRALARI

 

TEMEL VE MAYMUN

Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!"

SİNYAL

Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takıldı da..

YAVAŞLA

Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor... Bakmış bir tabela: "YAVAŞLA 80 km." Hızını o an 80'e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: "YAVAŞLA 60 km." Temel 60'a inmiş. Merakla giderken yeniden bir tabela: "YAVAŞLA 40." - "Yolda çalışma var galiba!" deyip 40'a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela: "YAVAŞLA 15 km." Talimata uyarak 15 km.'ye düşmüş Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş: "YAVAŞLA KASABASINA  HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500"

TEKRAR DENEYİN

Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar: - "Tekrar deneyin." Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur: - "Tekrar deneyin." ... ... ... En sonunda sinirlenen Temel: - "Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hala pi şey çıkmadi."

BAŞKA ASKER YOKMU

Yeni asker olan Temel'e komutanı sormuş: - "Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askeri geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?" Temel heyecanla cevap verir: - "Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım." Komutan tekrar sormuş. - "Peki, karşıdan geliyorsa?" - "Karşıya ateş açarım, komutanım." - "Arkadan geliyorsa?" deyince komutan, Temel dayanamamış: - "Komutanım, bu ordunun benden başka askeri yok mu?"

TEMEL KARAYOLLARI'NDA

Temel Karayolları Müdürlüğünde işe alınmıştır; görevi ise yollardaki çizgileri çekmektir. Temel'e bir kutu boya ve fırça verilir. Temel çizgileri çekmeye başlar. Bir gün amiri gelir ve çizelgeye bakar; "1. gün 500 metre, 2. gün 300 metre, 3. gün 150 metre, 4. Gün 100 metre.." "Temel", der "her gün gittikçe tembelleşiyorsun galiba?" Temel cevap verir: "Aksine amirum daha çok çalışayrum lakin gün geçtikçe boya kutusundan daha fazla uzaklaşayrum."

VERDİNİZ Mİ?

Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmiş.Tabii bunu gören polis temeli durdurmuş. Polis: - "Ehliyet ve ruhsat beyfendi!" Temel: - "Verdunuzda mi isteysunuz.."

GOLF

İngiliz, Fransız ve Laz gene beraberler.. İngiliz - Golf için bir sopa, bir top ve bir delik gerekir, bende bir sopa var. Fransız: - Bende de bir top var. Temel: - Ben oynamıyorum.

İDRAR TAHLİLİ

Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sorar: - "Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?" Adam: - "Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler!" der. Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam, Temel'e sorar: - "Hemşerim, sen niye ağlamaya başladın?" Temel: - "Ben" der, "idrar tahlili yaptırmaya geldim."

SIKINTI

Temel İngiltere'ye gitmişti. Arkadaşları Temel'e: - "İngilizce bilmezdin İngiltere'de çok sıkıntı çektin mi?" demişler. Temel: - "Hayır, sıkıntıyı asıl İnciluzlar çekti..."

2 KERE 2

İlkokulda öğretmen Temel'e sormuş. "İki kere iki".. Temel düşünmüş ve cevap vermiş: "10!" Öğretmen kızmış: - "Oğlum iki kere iki dört, bilemedin beş eder; nerden on edecek!"

UZAKLAŞTIK

Temel ile Dursun bir gün ava gitmişler. İri bir geyik avlayıp geri dönerlerken çok ağır olan geyiği birer boynuzundan beraberce tutarak köylerine doğru yola koyulmuşlar. Köye beşyüz metre kala köyün yaşlılarından biri ile karşılaşmışlar. Adam geyiği görüp Temel ile Dursun'u tebrik ettikten sonra geyiği böyle taşımaları halinde etinin sertleşeceğini söyleyerek kuyruğundan çekerek taşımalarını önermiş. Temel ile Dursun da kuyruğundan çekerek taşımaya başlamışlar. Bir süre sonra çok yorulmuşlar ve Dursun Temel'e dönüp : - "Ula Temel biz yine eskisi gibi taşısak iyi olur. Baksana köyden epeyce uzaklaştık..."

ÖKSÜRÜYORUM

Temel dahiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş. - "Öksurayrum", demiş Temel. - "Ne zamanlar öksürüyorsun?" - "Tuvalette oturuyurken kapiyu tiklattiklari zaman", demiş Temel...



İÇKİ İSTEYEN LAZ

Temel otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.. 'Ulan' diyor, "Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba?" Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor. "Bana bir fvisku.. yok böyle anlarlar".. "Bana bir rakı, yok" diyor "böyle de anlarlar". "Bana bir bira.. tamam" diyor "böyle iyi.. anlamazlar". Ve aşağıya iniyor. Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor: - "Barmen bana bir bira". Barmen Temel'i biraz süzdükten sonra soruyor: - "Birader sen laz mısın?" Temel: "uuuy nasil anladın" diyor: - "Burası resepsiyon bar karşıda.."

ŞOFÖRSÜZ GİDİYOR

Temel ile Dursun iki katlı otobüsle seyahat ediyordu. Üst kattaki Temel bir ara cep telefonunu çıkardı ve alt kattaki Dursun'u aradı: - "Tursun, orada durum nasıl?" - "Hüç... Bizim şoför uyumuş, otobüs öylece gidiyor." Temel: - "O da bir şey mi? Bizim katta hiç şoför yok. Otobüs şoförsüz gidiyor."

3 KİŞİ

Temel Amerika'da trafik polisidir. Bisikletle yol trafiğini ihlal eden bir papazı durdurur: - "Dur, ceza yazacağım." - "Ceza mı? Yazamazsın." - "Haçan nedenmiş o?" Papaz gülerek cevap vermiş: - "Benim sağ kolumda İsa, sol kolumda Meryem var." Temel hemen atılarak: - "Uy da, yazacuğum. Bisiklete üç kişi bineysun!.."

TRABZON'A GİDER

Temel uçakla Trabzon'a gidecekmiş. Oturmuş bir yere rastgele. Asıl yer sahibi gelmiş: - "Beyfendi burası benim yerim kalkar mısınız?" - "Hayır." - "Beyfendi burası benim yerim kalkın." - "Hayır." Yer sahibi gider hostese başvurur. - "Beyfendi burası sizin yeriniz değil, kalkar mısınız lütfen?" - "Kalkmam." Hostes çare bulamayınca kaptana başvurur. Kaptan, Temel'in kulağına bir şey fısıldar ve Temel kalkar, arka tarafa oturur. Herkes hayret etmiş durumdadır, "biz bu kadar uğraştık kalkmadı acaba kaptan nasıl kaldırdı bunu" diye. Dayanamıyorlar, Kaptan'a soruyorlar: - "Dedim ki burası Trabzon'a gitmez.."

2 TÜP GEÇİT

İstanbul'a tüp geçit yapılması için ihale açılmış.. Amerika, Japonya vs. hepsi teklif vermiş, 10 milyar, 20 milyar dolarlar... Bizim Temel'le Dursun ise 10 bin dolarlık bir teklif getirmişler.. Komisyon gitmiş Trabzon'a; Temel'le Dursun'u görmeye.. Demişler ki, "ihaleyi size vereceğiz, anlatın bakalım projenizi?" Temel başlamış anlatmaya... - "Ben gidicem Anadolu yakasına başlıycam denizin altından kazmaya, İdris de gidecek Avrupa yakasından kazacak. Denizin altında ortada buluşucaz." Yetkililer sormuş: - "Peki ya hiç buluşamazsanız ne olcak?" İdris de bu sefer atılmış: - "O zaman bir tüp geçit fiyatına iki tüp geçit yaptırmış olacaksınız..."

GECEYİ BURADA GEÇİRECEĞİZ

İki Karadenizli uçağa binmiş. Uçak havalandıktan sonra uçağın motorlarından biri bozulmuş. Pilot anons etmiş: - "Uçağımızın bir motoru bozulmuştur. Telaşa gerek yoktur". Aradan çok geçmeden ikinci motor da bozulmuş. Pilot anons etmiş: - "Uçağın ikinci motoru da bozuldu....". Temel Dursun'a dönmüş: - "Tursun desene geceyi burda geçireceğiz."

YUNUS BALIĞI

Temel ölmüş. Öteki dünyada görevliler listeye bakmış ve Temel'e: - "Ya, senin adın listede yok sen bugün ölmeyecektin yanlışlıkla ölmüşsün. Seni tekrar dünyaya göndereceğiz. Ama kurallara gore insan olarak gönderilemezsin. Ancak istediğin bir hayvan olarak dünyaya gönderileceksin. Ne olmak istersin?" Temel biraz düşündükten sonra: - "Yunus balığı olayım", demiş. Ve anında yunus balığı olarak dünyaya ışınlanmış. Aradan 3 dakika geçmeden Temel tekrar öteki dünyaya dönmüş. Görevli sormuş: - "Ne oldu ya? Biz seni şimdi gönderdik niye geldin?" Temel masum bir şekilde cevaplamış: - "Yüzme bilmiyordum, boğuldum!"

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : FIKRA,..

OKUDUĞUM KİTAPLAR

21/11/2009 · Kategori: kitaplar




Gülten Dayıoğlu ve Ömer Seyfettin 'in kitaplarını okumayı çok seviyorum. Dünya çocuk klasiklerinin pek çoğunu  da okudum. En sevdiklerim;

 

          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  


 


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : ..,.,

TEBESSÜM GÜCÜ

21/11/2009 · Kategori: g-yazilar

Tebessüm


Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu.

 

Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı.Hemen bir not yazdı, yolladı.

 

Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.

 

Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu.Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.

 

Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki.İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti.Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu.Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.

 

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu.Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu.

 

Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı.Bir yangın başlıyordu.Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı.

 

Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.

 

Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜM'ün sonucuydu...

 

ALINTI

 

NOT: Bu yazı da çok güzel. Bir tebessüm insanların hayatını değiştirmeye yetiyor. Biz de insanlara bir gülümsemeyi çok görmeyelim.

 

 

 


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : GÜLÜCÜK,TEBESSÜM

« Önceki ::

 htmlkodcenneti

htmlkodcenneti

glitter htmlkodcenneti

Flower Glitter htmlkodcenneti